Ey Nefsim,
Bugün toprağın bağrına bahar eken ilahi cemreden,
İçinin kar tutmuş, soğuk günah sahillerine de serpiştir…
Bunca yıl, küçük bir çocuğun kumbarasında biriktirdiği harçlıkları gibi sakladığın, tüm hatalarını, tüm günahlarını, güneşe katran çalan tüm yalan fısıltılarını,
Baharın çiçek açmış sandalına bindir ve sakın arkasından bakıp hüzünlenme…
Bırak gidiversin seni kör kuyulara mahkûm eden tüm aciz hasletlerin…
Bırak, bir kez olsun gecelerin sabaha ersin…
Bakıyorum bugünlerde çokça kederdesin…
Hani hep gülerdin?
Hani sen gülmeyi çok severdin?
Yoksa anlamaya mı başladın her kışı nihayete erdiren bir cemre olduğu gibi,
Her bahara örtü olan soğuğun da bir gün mutlak geleceğini?
Yoksa mevsimleri art arda sıralayanı şimdi mi anıverdin?
Senin için belki çok geç,
Belki de iman cemresi yeni yeni düşüyor yüreğinin soğuk iklimine…
Ama bırak!
Öylece iniversin içine, bu ilahi canlanma, kazınsın tüm zerrelerine…
İçinde kışa esir olmuş tüm tomurcuklar bir bir canlanıversin…
Ve sen,
Tüm nefislerin mutlak sahibi,
Kışın beyazını her canlıya örtü eden de,
Bu örtüyü bahar çağrısıyla bertaraf eden de,
Yalnız Sen’sin…
Sen ilham et ki, yüreklerimize de bahar gelsin… Yüreklerimize de bahar gelsin…